Prof. Dr. Emin Ünüvar Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Atilla İlhan Cad No:8 Ataşehir, 0 216 5760200
Prof. Dr. Emin Ünüvar

Merhaba, internet sitem üzerinden tecrübelerimi sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyacağım.



Sağlık dolu günler dilerim.



Gazi ve Şehitlerimizin bizlere olan emanetleri, şehit ve gazi çocuklarına ücretsiz hizmet sunmaktayım.



Mapfre, Allianz, AXA, Groupama, Anadolu, Acıbadem, Demir Hayat, Ergo, Euroka, Güneş sigortaları ve İş Bankası ile anlaşmalıyız.


Doktora Sor
D VİTAMİNİ VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI

D VİTAMİNİ VE ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Prof.Dr.Emin Ünüvar
Uz.Dr.İsmail Yıldız
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
eminu@istanbul.edu.tr

D vitamini kemik-mineral metabolizmasında önemli rol alan hormon özellikli yağda eriyen bir vitamindir. Vücutta birçok dokuda vitamin D reseptörünün (VDR) saptanması bu vitaminin fonksiyonları hakkında yeni görüşler ortaya koymuştur.

Vitamin D’nin deride sentezlenen kolekalsiferol (vitamin D3) ve besinlerle alınan ergokalsiferol (vitamin D2) olmak üzere iki kaynağı vardır. Diyetle alınan vitamin D2 ve vitamin D3, ince bağırsakta misellere katılırlar ve proksimal ince bağırsaktan emilirler. Emilen vitamin D2 ve vitamin D3 spesifik bir globüline bağlı olarak kanla karaciğere taşınırlar.  Somon balığı, uskumru, ton balığı, sardalya gibi yağlı balık türleri, yumurta sarısı, süt, brokoli, yeşil soğan, maydanoz, su teresi D vitamini yönünden zengindir. Ancak hiçbir gıda maddesi günlük D vitaminini karşılayacak kadar D vitamini içermez. Anne sütü de D vitamini açısından fakirdir ve yaklaşık olarak 10-60 U/L D vitamini içerir.

Normal koşullarda insan vücudunda bulunan D vitaminin %90-95’i güneş ışınların etkisi ile sentez edilir. Bu nedenle D vitamini sentezinde temel kaynak güneş ışığıdır. Bu sentez fonksiyonuna, ülkenin bulunduğu enlem, mevsimler, güneş ışınlarının yeryüzüne geldiği açı, deri pigmentasyonu, hava kirliliği düzeyi, deriye sürülen koruyucu kremler, giyinme tipi gibi faktörler etki eder.

Vitamin D’nin tüm formları serumda vitamin D bağlayıcı proteine bağlanarak taşınır ve total vitamin D’nin %1-3’ü serbest formdadır. Aktif vitamin D’ ye ait reseptörler hipofiz, overler, deri, mide, pankreas, timus, meme, böbrek, paratiroid bezleri, periferik lökositler gibi  bir çok dokuda tanımlanmıştır.

VDR steroid reseptör ailesinin bir üyesidir. Her reseptörde aktif vitamin D’nin bağlandığı bir bölge ve reseptörün DNA’ya bağlanmasını sağlayan iki parmak gibi çıkıntı yapan bölge ve bunları kararlı halde tutan birer çinko atomu bulunmaktadır.

D vitamini etkisinin ortaya çıkması aktif vitamin D-reseptör etkileşimi ve sonrasındaki bir dizi reaksiyon sonucunda gerçekleşmektedir. Aktif vitamin D hedef hücre membranını kat eder ve hücre içinde ilgili nükleer reseptörle etkileşime girer ve böylece retinoik asit X  reseptörü (RXR) ile bağlanır. Sonuçta, nukleusta “1-25(OH)2D-VDR-RXR“ birimlerinden oluşan bir kompleks oluşur. Sonra bu kompleks kromatinine bağlanır. Böylece, aktif vitamin D’nin bağlı olduğu kompleks, DNA üzerinde bulunan vitamin D cevap elemanı olarak bilinen bölgeye bağlanarak hedef dokuda hormon etkisinin son aşaması da gerçekleşir.

Beyin, prostat, meme, kolon ve immmün hücrelerde VDR vardır. D vitaminin aktif formu olan 1,25 (OH)2 D vitaminine yanıt vermektedirler. Ayrıca bazı doku ve hücrelerde 25(OH)D vitaminini 1,25 (OH)2 D vitamine  dönüştüren 1-alfa hidroksilaz enzimi eksprese edilmektedir. 1,25(OH)2 D vitamini direk veya indirek olarak hücre poliferasyonunun ayarlanması, farklılaşması, apopitosiz ve anjiyogenezisten sorumlu 200’den fazla geni kontrol etmektedir. 1,25(OH)2 D vitamini güçlü bir immunmodulatördür. Monosit ve makrofajların  lipopolisakkarit veya mikobakteriyum tuberkulozise maruziyeti VDR ve 1 alfa hidroksilaz geninin regülasyonunu artırır. Artmış 1,25(OH)2 D üretimi mikobakterium tuberkulozis ve diğer infeksiyoz ajanları ortadan kaldırma özelliği olan kathelsidin peptidinin sentezinin artmasına neden olur. 

İmmun sistem: D vitamininin kalsiyum homeostazisi ve kemik metabolizması dışında hücre farklılaşması, proliferasyon inhibisyonu ve immunmodülasyonu içine alan bir çok biyolojik etkileri vardır. Bu etkilerini D vitaminin aktif formu olan 1,25(OH)2 D’nin VDR bağlanması ve sonrasında biyolojik etkilere aracılık eden genlerin transkripsiyonlarını regüle ederek gösterir. VDR T lenfositlerde yüksek konsantrasyonlarda mevcut olduğu saptanmıştır. En yüksek oranda olgunlaşmamış timositlerde ve olgunlaşmış sitotoksik T lenfositlerde bulunmakta, yardımcı T lenfositlerde daha az olmakla birlikte yine de anlamlı oranda VDR bulunur. Antijen ile uyarılmış insan ve mürin T lenfositlerinin proliferasyonları ve sitokin sekresyonları invitro 1,25(OH)2 D’nin eklenmesiyle inhibe edilir. D vitamini eksikliği bulunan farelerde dinitrobenzene gecikmiş tip aşırı duyarlılık yanıtlarında bozulma olduğu belirlenmiş ve bu yanıt D vitamin replasmanı ile baskılanabilmiştir. Bu da 1,25(OH)2 D’nin T hücre aracılı immun yanıtlar üzerinde modülatör etkileri olduğunu göstermektedir. Böylece D vitamini yokluğu ve yüksekliğinde immun yanıtlarda anormallikler gözlenmektedir. Murin veya insan periferik kan mononükler hücre kültürlerine eklenen 1.25(OH)2 D’nin Th1 sitokin sekresyonunu baskıladığı gösterilmiş. Th1 lenfositlerinin major sitokinleri olan IFN-γ ve IL-2’nin transkripsiyonu, 1,25 OH)2 D tarafından engellenmekte ve vitamin D sinyalizasyonu yokluğunda T hücreleri Th1 yönünde farklılaşmaktadır. İnvitro 1,25(OH)2 D muamelesi sonrası IL-4, IL-5 ve IL-10 sentezleyen Th2’de artış gözlemlenmiştir. 1,25 (OH)2 D varlığında indüklenen IL-4 pozitif hücrelerin önemli miktarda IL-6 sergilediği belirlenmiştir. D vitamini tarafından indüklenen ve belirgin IL-6 sergileyen bu T lenfosit alt grubu Th1/Tc1 veya Th2/Tc2 alt grubunda yer almamaktadır. IL-6 Th1 farklılaşmasını inhibe ederken, Th2 hücre farklılaşmasını indükler. 

VDR antijen sunan hücrelerde yapısal olarak sergilenmektedir. 1,25(OH)2 D siklin bağımlı kinaz inhibitörü olan p 21’in gen transkripsiyonunu indükler ve böylece monosit- makrofaj seride farklılaşmayı sağlar. 1,25(OH)2 D antibakteriyel, antitümoral ve antiviral etkilerinde önemli rol oynayan transkripsiyon faktörü olan C/EBPβ’yı indükler. C/EBPβ’nın indüksiyonu, monositlerin makrofajlara farklılaşmasında, bakteriyel enfeksiyonlara karşı korunmada ve tümor gelişiminin engellenmesinde rol oynar. Monosit ve makrofajlarda TNF- α sentezi 1,25(OH)2 D tarafından regule edilmektedir. Kemik iliğinin olgunlaşmamış hücrelerinde 1,25(OH)2 D ile karşılaşma sonrası TNF- α sentezi artarken, periferik kan mononükleer hücreler gibi daha matür hücrelerde TNF- α üretiminde azalma saptanmıştır. D vitamini ile muamele sonrası dentritik hücrelerin antijen sunma fonksiyonları MHC sınıf II ve eşuyaran molekül sergilemeleri, dendritik hücrelerden IL-12 sekresyonu baskılanmakta ve bununla birlikte IL-10 üretimini uyarmaktadır. Ayrıca D vitamini dendritik hücrelerde apoptozu da indüklemektedir. 1,25(OH)2 D ile muamele edilmiş dendritik hücrelerle inkübasyon sonrası otoreaktif T hücrelerinden IFN-γ sekresyonunda azalma saptanmıştır.

İmmun sistemin hücrelerinde (dendritik hücreler, B lenfositler, T lenfositler, NK hücreler, monositler) VDR gösterilmiş ve bu hücrelerde bazen inhibisyon bazen stimilasyon gibi düzenleyici etkiler gösterdiği saptanmıştır. Doğal immunitede önemli rol alan Toll like reseptörler (TLR) tonsillerde ve tonsiler immun hücrelerde bulunur ve patojen mikroorganizmaların öldürülmesini sağlar. D vitamini de TLR’lerin düzenlenmesinde ve aktifleşmesinde önemli rol alır. D vitamin düzeyi düşüklüğünde üst solunum yolu ve alt solunum yolu infeksiyonlarında artış ve bu enfeksiyonlara bağlı morbidite ve mortalitelerde artış görülür.

 

KAYNAKLAR

1.Dusso AS, Brown AJ, Slatopolsky E. Vitamin D. Am J Physiol Renal Physiol. 2005;289:8-28.
2.Holick MF. Vitamin D deficiency. N Engl J Med. 2007 Jul 19;357(3):266-81
3.Jones G, Strugnell SA, DeLuca HF. Current Understanding of the Molecular Actions of Vitamin D. Physiol Rev. 1998;78:1193-1231
4.Liu PT, Stenger S, Li H, et al. Toll-like receptor triggering of a vitamin D-   mediated human antimicrobial response. Science 2006;311:1770-3.
5.Deluca HF, Cantorna MT. Vitamin D: its role and uses in immunology. FASEB J 2001;15:2579-85.
6.Melamed ML, Michos ED, Post W, Astor B. 25-hydroxyvitamin D levels and the risk of mortality in the general population. Arch Intern Med. 2008;168(15):1629-37.
7.Wayse V, Yousafzai A, Mogale K, Filteau S. Association of subclinical vitamin D deficiency with severe acute lower respiratory infection in Indian children under 5 y. Eur J Clin Nutr. 2004 Apr;58(4):563-7


Sınırlı Sorumluluk Beyanı
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.© 2010 - 2018, Tüm hakları saklıdır. Gizlilik Sözleşmesi. Bu web sitesi CEOTECH tarafından yapılmıştır. Daha detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.